28 Eylül 2018 Cuma

Defne Yaprağı Çayının Faydaları



Kurutulmuş ya da taze defne yaprakları ile hazırlanan defne yaprağı çayı bir dizi tıbbi özelliğe sahiptir. Keskin lezzeti ve güzel kokusu ile birlikte rahatlatıcı bir çay haline gelen defne yaprağı sağlığa birçok fayda sunmaktadır.
  • Defne yaprağı çayı A vitamini takviyesi yaparak, gözlerin sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır. Antioksidanlar ile dolu olan defne yaprağı çayı aynı zamanda cilt sağlığını destekler.
  • Niasin piridoksin, pantotenik asit ve riboflavin gibi B-kompleksleri barındıran defne yaprağı çayı sinir sisteminin düzgün işlemesini sağlamaktadır.
  • Taze defne yaprakları serbest radikallere karşı vücudu korumak için C vitamini (askorbik) asit içerir. Dahası, içindeki demir minerali kırmızı kan hücrelerinin üretimini böylece de bağışıklık sisteminin güçlenmesini destekler.
  • Defne yaprağı çayı potasyum desteği yapmaktadır. Diğer yandan, flavonoidler de içeren çay, kan basıncının kontrol altına alınmasını sağlar.
  • Defne yaprağı çayındaki rutin kafeik asitler kötü kolesterolü azaltarak kalbin korunmasını sağlamaktadır.
  • Çayda bulunan antioksidanlar kan şekeri kontrolünün sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Fakat diyabetik bireylerin doktora danışarak defne yaprağı çayı tüketmesi gerekmektedir.
  • Defne yaprağı çayı romatizmalı ağrıları hafifletmeye yardımcı olur. İltihabı ve şişlikleri gidermede etkilidir.
  • Çayda bulunan ve organik bir bileşik olan linalol, vücutta bulunan stres hormonlarının düzeyinde bir azalma meydana getirmektedir.
  • Bir fincan sıcak defne yaprağı çayını yudumlarken balgam ve bronşit gibi solunum bozukluklarının giderilmesi sağlanır. Boğaz ağrısı, öksürük ve soğuk algınlığı için etkili bir çözümdür.
  • Linalol içeriği şişkinlik ve şişkinlik gibi sindirim sorunları ile ilgili faydalar sağlar.
  • İdrar uyarıcı olan defne yaprağı çayı zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. Böbrek enfeksiyonları ve taş oluşumu ile mücadele eder.
  • Kateşin, kuersetin, öjenol, kafeik asit linalol ve partenolit gibi fitobesinler sayesinde defne yaprağı çayı serbest radikaller ile mücadele etmektedir. Bireysel çalışmalara göre, partenolit serviks kanseri hücrelerinin yayılmasını önleyebilmektedir.
  • Defne yaprağı çayı metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur.
  • Defne yaprağı çayı terletici özelliklere sahip olduğu için ateşi düşürmek için faydalıdır. 

Defne Yağının Faydaları



Defne yağı hem tatlı hem de baharatlı bir aromaya sahiptir. Fakat sağlığa faydalı olabilecek antiseptik, antibiyotik, ağrı kesici, anti-neuralgic, anti spazm, aperatif, büzücü, emmenagogue, ateş düşürücü ilaç, böcek ilacı, cholagogue, mide yatıştırıcı, terletici ve tonik özellikleri taşımaktadır.

  • Defne yağı, analjezik ve sıkılaştırıcı özelliklere sahiptir. Böylece etkilenen bölgelerde ağrı hissini azaltır. Büzücü olduğu için de kan damarlarında daralmanın sağlanması için yardımcı olur.
  • Defne yağı reglin başlaması için yardımcı olur ve daha düzenli bir regl yaşanmasını sağlar. Aynı zamanda ağrı, şişkinlik ve yorgunluk gibi adet dönemleri ile ilişkili diğer sorunları kolaylaştırır.
  • Defne yağı, enfeksiyonlar, ülser ve asiditeyi engelleyerek mide sağlığını korumaktadır.
  • Defne yağını saç toniği olarak kullanmak mükemmel bir seçimdir. Kafa derisini tedavi ederek, kepek sorununda kurtulmaya yardımcı olur. Aynı zamanda, hasarlı ve cansız saçların güçlenmesini sağlar.
  • Defne yağı aşırı olan gazı hafifletir. Karaciğer ve böbrekler üzerinde bir tonik görevi görerek sindirim sistemini düzenler.
  • Defne yağı ile yapılan masaj baş ağrısı ve migreni rahatlatmak için yardımcı olur.
  • Cilt enfeksiyonlarını tedavi eder. Hem antifungal hem de antibakteriyel olduğunda yaraları, çürükleri hatta böcek ısırıklarını iyileştirmek için topikal olarak uygulanır. 

Ekinezya Çayının Faydaları


Ekinezya çayı, besleyici bitkisel bir infüzyondur. Çoğunluklu olarak Kuzey ve doğu Amerika’da bulunan ekinezya bitkisinin farklı türlerinden yararlanarak kurutulmuş kökleri, çiçekleri, yaprakları ve özlerinden hazırlanmaktadır. Ekinezya çayı yumuşak, dengeli tada; soluk-yeşilimsi sarı veya kahverengi-sarı renge sahip, keskin, taze bir aromaya sahiptir. 
  • Ekinezya çayı bağışıklık sistemini artırmak için mükemmel bir yöntemdir.
  • T hücrelerini aktive ederek yenilenmesini sağlar ve viral enfeksiyonu bloke edici özelliği ile bilinen antikorların, interferonların üretimini destekler.
  • Özellikle sert ve stresli kış mevsimleri boyunca yaşanan virüs, bakteri ve mantarla mücadele eder.
  • Akut enfeksiyon bölgelerinde lökositlerin yer değiştirmesini artırmakta böylece iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.
  • Kulak enfeksiyonu, saman nezlesi, astım, sinüzit, boğaz ağrısı, bronş enfeksiyonu ve larenjitin tedavisinde ekinezya çayından yararlanabilirsiniz.
  • Ekinezya çayını zencefil ve tarçın gibi diğer otlarla karıştırırsanız hem sesinizi güçlendirebilir hem de ağız spreyi olarak iyileştirici yönünden yararlanabilirsiniz.
  • İdrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelmektedir.
  • Karaciğer, böbrek, lenfatik sistem ve bezlerin temizlenmesine yardımcı olmaktadır.
  • Boğaz enfeksiyonu, şişmiş lenf bezi, prostat sorunları ve tonsillit tedavisi için kullanabilirsiniz.
  • Sahip olduğu antiviral ve antioksidan özelliğiyle bağırsak ve mesane enfeksiyonlarına iyi gelmektedir.
  • Stres zamanlarında vücudunuzu canlandırmak için enerji takviyesi yaparak yardımcı olmaktadır.
  • Ekinezya çayı frengi, ateş, hemoroit, difteri ve kanser gibi hastalıkların tedavisine destek olmaktadır.
  • Artrit ve kas iltihapları nedeniyle oluşan ağrılara da iyi gelmektedir.
Haricen kullanımı:
  • Egzama, sedef ve ya ürtiker gibi hastalıklardan muzdaripseniz ekinezya çayı yardımcı olacaktır.
  • Eğer apse, akne, leke ve kistlerden muzdaripseniz yine ekinezya çayı rahatlama sağlayacaktır.
  • Çayın antioksidan özelliğinden yararlanarak cilt kırışıklıklarını engelleyici ve yaşlanmayı geciktirici olarak kullanabilirsiniz.
  • Kediotu ve ekinezya kökünü birbirine karıştırıp derideki kızarıklık ve kaşıntı için tentür olarak kullanabilirsiniz. Bu yöntem hem enfeksiyon ile savaşmayı sağlayacak hem de rahatlatacaktır. 

Ekinezyanın faydaları nelerdir?




Bağışıklık sistemini güçlendirir: Ekinezya bitkisinde yüksek antioksidan özelliklere sahip bir aktif madde olarak adlandırılan fenoller bulunmaktadır. Bu antioksidanlar normal vücut fonksiyonları için çok yararlıdır. Diğer yandan alkamid unsurlar nedeniyle bağışıklık sitemini güçlendirmektedir. Sıkça görülen enfeksiyon ve hastalıklara karşı vücudun direncini artırmaya destek olmaktadır. Ekinezya kolayca bakteriyel ve viral enfeksiyonlardan hücreleri koruyarak üretimi artırmak için yardımcı olabilmektedir.
Hastalıklara karşı vücudu korur: Ekinezya vücudun savunma mekanizmasının hücrelerini uyarmakta, ciddi sağlık sorunlarıyla savaşmak için destek olmaktadır. Bu nedenle kanser ve böbrek yetmezliği gibi durumların önlenmesi için tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda tümör karşıtı olma, T-hücresi aktivasyonu ve sağlıklı hücrelerin büyümesini artırma gibi yeteneklere de sahiptir. 
İltihaplanmaları tedavi eder: Ekinezyanın aktif kimyasal bileşenleri içermesi nedeniyle inflamasyon ve tahrişin ortak etkisi olan ağrıyı azaltmak için yardımcı olabildiği kanıtlanmıştır. Bu nedenle, ekinezya her derde deva olarak adlandırılmaktadır. Eklem ağrıları için sıkça önerilen ekinezya, genellikle cilt inflamasyonları (iltihaplanmaları) için tercih edilmektedir.
Solunum yollarına iyi gelir: Ekinezyanın anti-inflamatuar kapasitesi solunum yollarını iyileştirmeye kadar gitmektedir. Bu nedenle, ekinezyanın düzenli olarak tüketimi bronşit gibi rahatsızlıklardan muzdarip hastalar için daha hızlı iyileşmeye yardımcı olabilmektedir. Aynı zamanda tahriş olan solunum yollarını ve mukus birikimini azaltmayı sağlayarak hastalıkta iyi bir destek olmaktadır.
Tekrarlayan enfeksiyonları tedavi eder: Hastalığın en kötü ve can sıkıcı kısmı sürekli tekrarlama eğilimi olmasıdır. Örneğin, bir kez kulak enfeksiyonu geçiren bir kişi hayatı boyunca bunu birden çok kez yaşayabilmektedir. İşte bu durumda, ekinezya bağışıklık sistemini tekrarlayan enfeksiyona karşı aktive etmeyi sağlamaya yardımcı olabilmektedir. Tekrarlanan enfeksiyonlu durumlar için ekinezya kullanımı durumu gitgide azaltmaya etki edebilmektedir. 
Ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur: Ekinezya eski zamanlardan beri ağrı kesici amacıyla çeşitli koşullarda yaşanan ağrıyı azaltmak için kullanılmıştır. Yetersiz kanıt olsa da, ekinezya çayı baş ağrısı, herpes, mide ağrısı, boğaz ağrısı, diş ağrısı ve cilt enfeksiyonu ile ilişkili ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilmektedir. Ağrıları yatıştırmak için ekinezyadan çay yapmak dışında da bitkiyi hamur haline getirip etkilenen bölgeye doğrudan uygulamak mümkündür.
Cilt sağlığına yardımcı olur: Ekinezya doğal antioksidanlar içermesi nedeniyle cilt için oldukça faydalıdır. Ekinezya yorgun cilt hücrelerini gençleştirmek için yardımcı olabildiği gibi arı sokması, egzama, sedef ve cilt enfeksiyonu ile başa çıkmak için de geleneksel olarak kullanılan bir tedavi yöntemidir. Aynı zamanda, bir macun haline getirildiğinde topikal olarak uygulanabilir ve yaranın iyileşmesini hızlandırılmaya yardımcı olabilmektedir.
Zihinsel dinliğe yardımcı olur: Diğer pek çok doğal bitki gibi ekinezya da stres ve anksiyete belirtileri hafifletmek için oldukça faydalı olabilmektedir. Özellikle ekinezya ile hazırlanan çaylar duygusal problemleri rahatlatmak için etki olabilmektedir. 
Kanseri önleye destek olur: Ekinezya kanseri önlemek için doğal bir ilaç olabilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu, ekinezyanın içinde bulunan fitokimyasallar sayesinde beyin kanseri gibi kanser türlerinin oluşmasını önlemeye yardımcı olabileceği düşünülmüştür. Düzenli ekinezya tüketimi kanser tedavisi için bir alternatif olabilmektedir. Elbette bu durum geleneksel kanser tedavileriyle desteklenmektedir.
Güneş yanığına iyi gelir: Ekinezyanın sağlıklı bir cilt görünümü için destekçi olduğu bilinmektedir. Fakat ekinezya aynı zamanda güneş yanığının yaşattığı ağrıyı azaltmaya da yardımcı olabilmektedir. Güneş yanığı olan bölgeye uygulanan ekinezya iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.
Kabızlığı tedavi eder: Eğer kabızlık problemi yaşıyorsanız, ekinezya doğal bir müshil etkisi göstererek yardımcı olabilmektedir. Sahip olduğu laksatif özelliğini elde etmenin en yollarından biri çayını tüketmektir. Her gün içilen doğal ekinezya çayı bağırsak hareketliliğini daha hızlı ve güvenli bir hale getirebilmektedir. Uzun süreli tüketimi tavsiye edilmediği gibi tüketimi durumunda bol su ile desteklenmesi önerilmektedir. 
Kaynak: acil.net

Hibiskus Çiçeğinin Faydaları

Özellikle Hindistan’da oldukça yaygın olarak kullanılan hibiskus çiçeği sağlığa olan faydalarıyla tanınmaktadır.
  • Hibiskus çiçeği zengin antioksidandır. Bu nedenle hibiskus çiçeği ile hazırlanan çaylar ya da özler kansere karşı doğal bir koruyucudur.
  • Hibiskus çiçeği C vitamini açısından zengindir, öylece boğaz ağrısı, öksürük ve baş ağrısı gibi soğuk algınlığı ve gribin ortak belirtilerini tedavi edebilmektedir.
  • Hibiskus çiçeğinin sahip olduğu antioksidanlar serbest radikal hasarını onararak vücudun enerji seviyelerini artırmaktadır.
  • Hormonsal değişimler nedeniyle sıkıntılı geçen menopoz döneminde ateş basması gibi belirtileri hafifletmektedir.
  • Hibiskus çiçeğindeki antioksidanlar sadece kansere karşı savaşmakla kalmaz aynı zamanda hücrelerin yenilenmesini sağlayarak yaşlanmayı geciktirmektedir.
  • Hibiskus çiçeği aknelerin oluşumunu engelleyebilmektedir. Doğal anti-inflamatuar ve vitamin C kaynağı olduğu için cildinizi hibiskus çiçeği ile temizleyebilirsiniz.
  • Hibiskus çiçeğinin temel faydalarından biri bağışıklık sistemini güçlendirmesidir.
  • Vücudun sıvı dengesini korumaya yardımcı olabilmektedir. Fazla suyu vücuttan atarak ödemi ortadan kaldırmaktadır.
  • Sindirim sistemi için oldukça önemli olan vitamin C açısından zengin olan hibiskus çiçeği, metabolizma hızını artırmak için faydalıdır.
  • Hibiskus çiçeği kolesterol seviyesini düşürmek için yardımcı olmakta ve kalp sağlığını desteklemektedir.
  • Hibiskus çiçeği özleri vücut ısısını düzenlemektedir. Aşırı vücut ısısı gibi durumlarda terlemeyi sağlayarak ateşi düşürmektedir. 
Kaynak: acil.net

İngiliz karbonatının sağlığa faydaları




Sindirim problemlerini rahatlatır: İngiliz karbonatı, mide asidini nötralize etmesiyle bilinen antiasit maddesi içermektedir. Böylece yaygın yaşanan mide ekşimesi olarak bilinen reflü hastalığı için etkili olabilmektedir. Suda çözünmüş karbonat tozu mide hidroklorik asidini nötralize ederek (etkisizleştirerek) yardımcı olur ve mide ekşimesini ortadan kaldırır. Diğer yandan İngiliz karbonatı şişkinlik ve gaz gibi mide sorunlarını da hafifletmektedir.
Antiseptik olarak yardımcı olmaktadır: İngiliz karbonatı bakterileri, mantarı, küfü ve parazitleri öldürmek için hafif bir antiseptik olarak hareket etmektedir. Sonuç olarak, sadece dişleri temizleyip beyazlatmakla kalmaz; aynı zamanda diş eti hastalıklarının oluşumunu engellemektedir. İngiliz karbonatı ile hazırlanan su gargara olarak kullanıldığında da boğaz ağrısı ve kronik öksürük belirtilerini azaltmaya yardımcı olmaktadır.
Alkalinite yeteneğine sahiptir: Karbonat dokuları alkalileştirme yeteneğine sahip olduğu için sağlıksal açıdan birçok faydaya sahiptir. Alkalinite asitliğin tam tersidir. Asit sindirim sistemi fonksiyonları için çoğu zaman oldukça gereklidir. Fakat artık oldukça tüketimi yaygın olan şekerli gıdalar, kahve ve soda gibi yiyecek ve içecekler son derece asidiktir. Bunlar kronik vücut asitliği ile bağlantılı artrit, osteoporoz ve kanser gibi birçok dejeneratif hastalıklara neden olabilmektedir. Fakat İngiliz karbonatı asidite ile ilgili hastalıkları alkalize ederek etkisini azaltmaktadır. 
Gut hastalığını tedavi etmektedir: Ürik asit kan, idrar ve dokularda biriktiği gut isimli bir artrit tipi rahatsızlığı ortaya çıkabilmektedir. İngiliz karbonatı ise vücudunuzun pH dengesine etki edebilmektedir. Bazı doktorlar asit seviyesini dengelemek ve gut tedavisini tamamlamak için kimi zaman karbonat tüketimini önerebilmektedir. Karbonat kullandığınızda suyun içinde tamamen çözündüğünden emin olmalısınız. Bununla beraber tüketmeden önce doktorunuza danışmanızda fayda vardır.
İdrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelmektedir: Eğer idrar yolu enfeksiyonlarından muzdaripseniz karbonat suyu deneyebilirsiniz. Bir bardak suyun içine attığınız 1 çorba kaşığı İngiliz karbonatı tozu idrar yolu enfeksiyonları belirtilerini azaltmak için yardımcı olabilmektedir. Bazı durumlarda, karbonat tozu idrar asitliğini azaltarak vücuttaki enfeksiyonlu durumlarla vücudun savaşabilmesini sağlamaktadır.
Mesane enfeksiyonu için faydalıdır: Bakteriler genellikle asidik ortamlarda gelişmektedir. Bu nedenle, birçok kişi mesane asitliği nedeniyle mesane enfeksiyonların muzdarip olma eğilimindedir. Enfeksiyon kaybolana kadar her gün İngiliz karbonatı içerek bu tür enfeksiyonların üstesinden gelebilirsiniz. Tedavi edilecek rahatsızlığın türüne göre farklı dozajlar belirlenmektedir; 1 çay kaşığı karbonat tozuyla başlamak mantıklıdır fakat önemli olan karbonatın suyun içinde çözündüğünden emin olmaktır. 
Böbrek sağlığını desteklemektedir: İngiliz karbonatı doğal asitlere sahip olduğu için vücuttaki pH kontrolüne yardımcı olmaktadır. Kronik böbrek hastalıklarının görülen en sık sebepleri diyabet veya hipertansiyon olarak bilinmektedir. Kötü çalışan böbrekler vücuttaki asidin kaldırılması için oldukça zorlanmaktadır. Bu genellikle, metabolik asidoz olarak bilinen bir durum ile sonuçlanır. İngiliz araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırmada, ileri derece böbrek hastalığı yaşayan ve metabolik asidoz rahatsızlığı olan kişilerde karbonat tüketiminin oldukça faydalı olduğu gözlemlenmiştir.
Kanserle mücadele etmektedir: Karbonat üzerine yapılan çalışmalarda kan, sağlıklı dokular ve pH değerlerini bozmadan tümörlere etki edebildiği görülmüştür. Henüz insanlar üzerinde klinik çalışmalar yapılmamış olmasına rağmen, karbonatın meme kanseri gibi kanser türleri üzerinde etkili olduğu belirtilmiştir. İngiliz karbonatlı suyun kanserle mücadele edebilmesi için sağlıklı bir besin programı ile desteklenmesi gerekmektedir. Bu durumda karbonat bağışlığı desteklemek için yardımcı olacaktır.
Hazımsızlığa ve mide ekşimesine iyi gelmektedir: İngiliz karbonatı karşı antiasitler içermektedir. Ara sıra oluşan mide ekşimesi ve hazımsızlığı rahatlatmak için en az maliyetli ve etkili yöntem olarak yarım fincan suyun içine attığınız yarım çay kaşığı karbonat tozu yemeklerden bir ya da iki saat içildiğinde mideyi rahatlatmaya yardımcı olmaktadır. 
Atletik açıdan fayda sağlamaktadır: Karbonat üzerine yapılan bazı çalışmalarda, su ile karıştırılan karbonat tozunun atletik performans için faydalı olabileceği sonucuna varılmıştır. Kaslarda biriken laktik asit ağrıya neden olmaktadır fakat İngiliz karbonatlı su bu durumda egzersiz yaparken yardımcı olabilmektedir. 
Soğuk algınlığı ve grip ile mücadele eder: İngiliz karbonatı ile hazırlanan su, soğuk algınlığı ile mücadele edebilmek için oldukça klasik olmuş bir çaredir. Bu nedenle, sadece grip hastalığının süresini azaltmakla kalmaz aynı zamanda mikropların vücuttan atılmasını sağlamakta ve canlanma hissi yaratmaktadır.
Kaynak: acil.net 

Kakaonun Sağlığa Faydaları



Kan basıncına etki eder: Kakao flavonoid bakımından zengin olduğu için kan damarlarının esnekliğini geliştirerek kan basıncının düşmesine yardımcı olmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalarda, yeşil ve siyah çay tüketmek yerine kakao bazlı ürünler tüketmenin sistolik ve diyastolik kan basıncında olumlu değişikliklere yol açtığı gösterilmiştir. Diğer yandan antioksidan içeren kakao nitrik oksit üretimini uyardığı için kan damarlarına destek olabilmektedir. Dahası, bu durum sağlıklı dolaşım sistemini korumaya da yardımcı olmaktadır.
Güçlü bir antioksidan kaynağıdır: Karşılaştırılması olarak yapılan çalışmalarda kakaonun yeşil ve siyah çaydan daha fazla antioksidan barındırdığı ortaya çıkmıştır. Bu antioksidanlar vücutta bulunan oksijen bazlı serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olmaktadır. Buna ek olarak,  bol miktarda enolik fitokimyasallar ve flavonoidler içermesi de sağlığı oldukça faydalı olmasını sağlamaktadır. 
Kalp sağlığına iyi gelir: Kakao çekirdeklerinin kalp sağlığı için oldukça yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Sahip olduğu polifenoller kardiyovasküler sistem için faydalıdır. Araştırma kakao çekirdekleri bulunan polifenollerin kan basıncını düşürebilir gösterilmiştir. Diğer yandan bu çekirdeklerin magnezyum da içermesi kakaoyu kalp sağlığı için önemli bir besin haline getirmektedir. Kalbin etkin miktarda kan pompalamasına yardımcı olan kakao, içerdiği magnezyum sayesinde de kan pıhtılaşması riskini azaltmaktadır. Bu da, felç ve kalp krizi riskini önlemektedir. 
Kolesterolü düşürür: Kakao kandaki LDL olarak bilinen kötü kolesterol seviyelerini azaltabilmektedir. LDL oksidasyonunu engellediği için kalp krizi ya da inme riskini önleyebilmektedir. Klinik çalışmalarda elde edilen bilgilere göre, kakao HDL isimli iyi kolesterol seviyelerini de artırabilmektedir.
Beyin fonksiyonlarını geliştirir: Kakao beyin fonksiyonlarını geliştirebilmektedir. Nottingham Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, kakao beyindeki kan akışını artırabilmektedir. Kısa süreli hafıza ve kısa süreler için genel uyanıklık düzeylerini artırabilen kakao, yüksek oranda flavanol içerdiği için de uykusuzlukla mücadele edebilmektedir. Konsantrasyon ve hafızayı geliştiren kakao beyin fonksiyonları için mükemmel bir besindir. 
Doğal bir antidepresandır: Kakao çekirdekleri depresyonla mücadele etmek için faydalı olduğu bilinen enzimleri içermektedir. Serotonin, dopamin ve feniletilamin (PEA) pozitif ruh sağlığı ve esenlik duygusunu teşvik etmek vücut tarafından kullanılmaktadır. Buna ek olarak, kakao uzun ömürlü mutluluk duygularına yardımcı olmak için tasarlanmış olan faydalı diğer enzimleri de içermektedir.
Enerji verir: Bir fincan sıcak kakao hem iyi hissettirirken hem de enerji seviyelerinde bir artış sağlanmasına yardımcı olabilmektedir. Kakao çekirdeklerinde bulunan uyarıcı maddeler bu konuda oldukça destekçidir. Buna ek olarak, kakao tüketmek anksiyeteyi rahatlatmak için de faydalı olabilmektedir.
Kilo vermeye yardımcı olur: Kakao çekirdeklerini tüketmek kilo vermeye yardımcı olabilmektedir. Şu anda hala, araştırmacılar kakao tüketiminin insülin duyarlılığını geliştirmeye etki edebildiği üzerinde çalışmaktadır. Kilo almanın obezite ve insülin duyarlılığı arasındaki bağlantıyı incelendiğinde kakao destekçi olabileceği düşünülmektedir. Elbette bunun için yüksek kalite işlenmemiş kakao çekirdekleri en iyi seçimdir. En az %70 kakao içermeli, süt ve süt ürünleri katılmamalı ve kakao yağından yapılmalıdır. 
Kan şekerini dengeler: Kakao kan şekerini kontrol altında tutmak için hücrelere etki etme yeteneğine sahiptir. Sağlıklı insanlarla yapılan klinik testlerde kakaolu yiyecek ve içeceklerin kan şekerini yükseltmediği bulunmuştur. Hatta saf kakaonun diğer ürünlere oranla kan şekeri üzerinde en az etkiye sahip olan gıda ürünü olduğu da görülmüştür. 
Kanseri önler: Kanser son yıllarda hızlı artan bir hastalık haline gelmiştir. Kolon, meme ve prostat kanseri gibi üreme kanserleri ise en sık görülen kanser türleri arasındadır. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, kakao içindeki bileşenler özellikle polifenoller sayesinde normal hücreleri korumakta böylece meme, prostat ve kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını durdurmaya yardımcı olabilmektedir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir: Yapılan araştırmalar kakaonun bilişsel ve detoksifikasyon sistemine yardımcı olması nedeniyle bağışıklık fonksiyonunu da artırabildiği görülmüştür. Kakaonun hem belirli bağışıklık hücrelerini düzenlemeye hem de bağışıklık fonksiyonunu modüle etmeye destek olabildiği söylenmektedir. Beyin oksijenlenmesini arttırdığı için demans gibi hastalıklar içinde faydalı olabilmektedir. Son olarak ise, ham organik kakao tozu yüksek lif içeriğine sahiptir, bu nedenle vücuttan kirliliği atarak detoksifikasyonu kolaylaştırmaktadır. 

25 Eylül 2018 Salı

Zahterin sağlığa olan faydaları



Genel sağlık için faydalıdır: Zahter baş ağrısı, kolik, öksürük ve mide bozuklukları gibi bir dizi sağlık rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılır. Bu bitki tüberküloz hastalığının tedavisinde bile etkili olabilmektedir. İçine biraz bal katılarak hazırlanan zahter çayı öksürük gibi durumlarda faydalı olabilmektedir. Eğer rahatsız edici öksürük nöbetleri geçiriyorsanız, hemen kendinize bir fincan zahter çayı hazırlamalısınız.
Kolesterolü düşürür: Birçok açıdan fayda sağlayabilen zahter bitkisi, antioksidan özellikler göstermektedir. Aynı zamanda, iyi bir lif kaynağı olan zahter bitkisi kötü kolesterolü düşürmek için yardımcı olabilmektedir. Diğer yandan, vücuttaki iyi kolesterol düzeylerini de artırmaktadır. Büyük miktarda B vitamini, demir, kalsiyum ve çinko içeren zahter, sağlığı desteklemektedir.
Enfeksiyonlarla mücadele eder: Zahter mantar enfeksiyonları ile mücadeleye yardımcı olabilecek birçok özelliğe sahiptir. E. coli ve Ballus gibi bakterilerle mücadele için yararlı olan antibakteriyel özelliklerini sunmaktadır. Hem mantar sorunlarından kurtulmak hem de nefesi açmak için zahter bitkisiyle hazırlanmış suları kullanabilirsiniz. 
Vitamin ve mineraller açısından zengindir: Birkaç temel mineraller ve vitaminler bakımından zengin olan zahter, aynı zamanda, optimum sağlık sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Zahter yaprakları potasyum, demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, çinko ve selenyum açısından mükemmel bir kaynaktır. Potasyum, hücrelerin fonksiyonunda önemli bir rol oynamaktadır. Aynı zamanda, kalp hızı ve kan basıncına etki etmektedir. Manganez içeriği ise, antioksidan olarak çalışmaktadır. Demir bilindiği kırmızı kan hücrelerinin oluşturulması için vücut tarafından kullanılmaktadır.
Stresle mücadele eder: B vitaminleri, A vitamini, C vitamini, tiamin ve piridoksin gibi çeşitli vitaminleri barındırmaktadır. Zahter kuru bir biçimde tüketildiğinde içerdiği piridoksin sayesinde stresle mücadele etmeye yardımcı olmaktadır. GABA düzeylerine etki ederek beyinde önemli bir rol oynamaktadır.
Kanserden korur: Zahterde bulunan C vitamini antioksidan olarak çalışmakta ve serbest radikallerle mücadele etmektedir. Böylece, serbest kalmaması için iltihabı da önlemektedir. A vitamini ise diğer yandan,  sağlıklı mukus zarları ve cildin koruması için yardımcı olmaktadır. Göz sağlığı içinde iyi bir destekçi olan A vitamini, akciğer ve ağız boşluğu kanserinden de korumaktadır. 
Soğuk algınlığı ve griple mücadele eder: Zahter soğuk algınlığı ve grip mevsiminde bir çay olarak kullanılabilmektedir. Bu bitkisel çay soğuk algınlığı ya da gribe yakalanma şansını azaltabilmektedir. Zahter yatıştırıcı yağlar içermesi sayesinde soğuk algınlığı ve grip sırasında yaşanan boğaz ağrısı, boğaz kaşıntısı ve öksürükle mücadele edebilmektedir.
Sindirim sistemini destekler: Zahter ile hazırlanan çay bozuk mide, şişkinlik ve ishal için rahatlatıcı bir özellik göstererek sindirim sistemini desteklemektedir. Özellikle, ishali önlemek için bir tonik olarak kullanılabilmektedir. Hafif bir diüretik olan zahter, idrar söktürücü olarak fayda sağlamaktadır. Zahter çayı içmek ayrıca sağlıklı bir karaciğer ve mesane sağlığı için de son derece etkilidir.
Cilt sağlığına iyi gelir: Zahter iyi bir dezenfektan olarak hareket etmekte, deri enfeksiyonları ve yaraları tedavi etmek için de kullanılmaktadır. Yağlı cilde sahip kişiler daha güçlü bir cilt için, zahterle hazırlanmış sıcak suyun buharından faydalanabilirsiniz. Yağlı cildin tedavisi için yaklaşık olarak 20 gram zahter ve 500 ml su yeterli olacaktır. 15-20 dakika boyunca cilde uygulanabilir. 

Maş Fasulyesinin Faydaları


Kalp sağlığını korur: Maş fasulyesi LDL olarak bilinen kötü kolesterol seviyelerini azaltabilmektedir. Ayrıca antioksidan olan maş fasulyesi kan damarlarındaki hasarı ve inflamasyonu azaltarak kolesterol seviyelerini düzenlemektedir. LDL kolesterolüne etki etmesi maş fasulyesinin kalp krizi ve felç gibi ölümcül kardiyovasküler hastalıkların oluşma riskini azaltmasını sağlamaktadır. Maş fasulyesi kan dolaşımını artırmakta ve anti inflamatuar bir etki göstermektedir.
Yüksek kan basıncını azaltır: Maş fasulyesinin kardiyovasküler hastalıkların risk faktörü ile mücadele etme yeteneği vardır. 2014 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, maş fasulyesi kan basıncı seviyelerine etki edebilmektedir. Araştırmacılar ayrıca maş fasulyesinin anti-hipertansif özelliğine sahip olması nedeniyle protein fragmanlarının yüksek konsantrasyonuna etki edebildiğine inanmaktadır. Böylece, kan basıncının azalmasına yardımcı olur.
Kanserle mücadele eder: Maş fasulyesi yüksek oranda amino grup asit içermektedir. Bu içerik maş fasulyesini kanser gelişimi ile mücadele etmek için etkili hale getirmektedir. Yapılan klinik çalışmalara göre, maş fasulyesi kanser karşıtı aktivite göstermektedir. DNA hasarını önlemekte ve tehlikeli hücre mutasyonlarını ortadan kaldırmaktadır. Antioksidan kapasitesi oldukça fazla olan maş fasulyesi serbest radikalleri deyim yerindeyse süpürüp atmaktadır. 
Protein kaynağıdır: Maş fasulyesi izolösin, lösin ve valin olarak bilinen besinlere sahiptir, bu nedenle vejetaryenler için etkili bir seçim haline gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre, maş fasulyesi yüzde 20 ya da 24 kadar amino grup asit barındırmaktadır. Tam bir protein kaynağı olarak görülmektedir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir: Maş fasulyesi sahip olduğu besin değerleri nedeniyle hem anti inflamatuar hem de antimikrobiyal olarak davranmaktadır. Sonuç olarak, bu besinlerin vücut tarafından emilmesi ile bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve zararlı bakterilerin neden olduğu soğuk algınlığı, virüsler, tahriş, döküntülere karşı koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır.
Kilo vermeye yardımcı olur: Maş fasulyesi yüksek protein ve diyet lifi içermektedir. Araştırmalar, lif oranı yüksek olan bu fasulyenin tokluk hormonu olan kolesistokinini harekete geçirdiğini göstermektedir. Yine yapılan başka çalışmalara göre ise, maş fasulyesi tüketimi tokluk hissi yaratmaktadır. Günlük olarak tüketilen maş fasulyesi kilo verme sürecinde tokluk hissi yaratarak kilo vermeye yardımcı olmaktadır.
Sindirim sistemine yardımcı olur: Maş fasulyesi hem sindirim sistemi hem de vücudun detoksu için faydalıdır. Lif açısından zengin olan bu fasulye, sindirim sistemine yardımcı olarak kabızlık ve irritabl bağırsak sendromu belirtilerini önlemektedir. Hindistan’da maş fasulyesi zerdeçal, kişniş, kimyon ve zencefil ile pişirilerek mide ağrılarını ortadan kaldırmak için kullanılmaktadır. 
Kolesterole iyi gelir: Maş fasulyesi gibi çözünür diyet lifleri açısından zengin olan gıdalar LDL olarak bilinen kötü kolesterol seviyelerini azaltmak için etkilidir. LDL kolesterol miktarını azaltmak için günde çözülebilir liflerden 10 ile 25 g tüketilmesi önerilir. Bir fincan maş fasulyesi ise 1,9 g oranında lif içermektedir. Bu fasulyesi LDL kolesterole karşı daha güçlü hale getirmek için diğer lif açısından zengin gıdalar ile kombine edilmesi oldukça iyi bir fikirdir.
PMS ve menopoz belirtilerini hafifletir: Maş fasulyesi izoflavon besinleri içerir.  Izoflavonlar hormonal aktiviteyi düzenleyen yardımcı olur. Maş fasulyesi doğadaki östrojeniklerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, tüketimi durumunda özellikle sıcak basmalarını rahatlatmak için etkili hale gelmektedir. Menopoz sonrası yaşanan osteoporozu önlemek için kemik oluşumunu uyarmaktadır. Sonuç olarak, kadın sağlığı için faydalı bir gıda olarak değerlendirilmektedir.
Diyabete iyi gelir: Düşük glisemik indeksi gıdaları arasında olduğu için maş fasulyesi diyabetik dostu olarak kabul edilmektedir. Düşük glisemik besinler sağlıklı kan şekeri seviyelerini desteklemektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, maş fasulyesi insan olmayan tip-2 diyabetli kişilerde kan şekeri, plazma C-peptid, glukagon ve kan üre nitrojen düzeylerini azaltmada umut vaat etmiştir. 
Göz sağlığını destekler: A vitamini uzun yıllar görme sağlığındaki iyileşme ile ilişkili bulunmuştur. Bu vitamin serbest radikallere karşı gözlerin hücrelerini korumak için bir antioksidan ajan olarak hareket etmektedir. Bu şekilde, maş fasulyesi glokom, katarakt ve makula dejenerasyonunu önlemeye yardımcı olabilmektedir. Maş fasulyesi tüketerek daha sağlıklı ve daha iyi bir vizyona sahip olunabilmektedir.
Uçukları tedavi eder: Uçuklar acı verici ve rahatsız edici olabilmektedir. Enfeksiyon kaptıklarında daha ciddi sağlık durumlarına yol açabilmektedirler. Maş fasulyesinde bulunan lizin denilen özel bir enzim bu yaraların oluşmasını ve büyümesini engellemektedir. Maş fasulyesinde bulunan bu enzim uçuklar için oldukça etkilidir.
Alerjik reaksiyonlara ve astıma iyi gelir: Maş fasulyesi astım gibi solunum sistemi inflamatuar durumlarını ve alerjik enfeksiyonlarını azaltmak için faydalı olabilmektedir. Kimyasal açıdan bunun nedeninin ne olduğu henüz tam olarak anlaşılmış olmasa da, ek çalışmalar bu durumu aydınlatmak için devam etmektedir. 
Yaşlanma karşıtıdır: Maş fasulyesi güçlü bir anti-aging olarak değerlendirilmektedir. Bakır açısından zengin olması bu fasulyeyi kırışıklık, yaşlılık lekeleri ve yaş hatlarının varlığını azaltmak için etkili hale getirmektedir. Düzenli olarak tüketilen maş fasulyesi aynı zamanda saç ve tırnak sağlığına da olumlu etkiler sağlamaktadır.
Cilt sağlığına iyi gelir: Maş fasulyesi cilde parlaklık ve ışıltı katmaktadır. Bakır içeriği nedeniyle çeşitli yüz paketleri ve yüz kremleri kullanımını arttırmaktadır. Peeling yapmak için de oldukça güzel bir seçenek olan maş fasulyesi tamamen doğal ve ev yapımı bir peeling halini alabilmektedir.
Saç sağlığına iyi gelir: Bakır açısından zengin olan maş fasulyesi kafa derisini korumak için faydalıdır. Bakır insan vücudundaki demir, kalsiyum ve magnezyumun uygun şekilde kullanılmasını garanti etmektedir. Verimli şekilde çalışmasıyla kafa derisi beslenmekte ve parlak, uzun, güçlü ve kalın saçlar ile sonuçlanmaktadır. 
Kaynak: acil.net

18 Eylül 2018 Salı

Altın Çileğin Sağlığa Faydaları



Altın çilek daha çok diyabet hastalarının tercih ettiği bir besin kaynağıdır. Altın çilek ülkemizde son yıllarda tüketilmeye başlandı. Yani altın çileğin Türkiye’de çok fazla bir geçmişi yok diyebiliriz. Altın çileğin sağlık açısından faydaları keşfedildikçe tüketimi giderek artan bir besin türüdür. Halk arasında yer kirazı olarak da adlandırılan altın çilek yoğunlukla Güney Amerika’da yetişmektedir.
  • Altın çilek, romatizma gibi bazı ağrı türlerine faydalı olabilir.
  • Altın çileğin solunum yolu hastalıklarına iyi geldiğini belirten uzmanlar vardır. Özellikle astım ve bronşit hastalarına iyi gelmektedir.
  • Antibakteriyel özellik taşıyan altın çilek, çok etkili bir antioksidandır. Egzama ve enfeksiyon hastalıklarına karşı etkilidir.
  • Altın çileğin kanser hastalıklarına karşı etkili olduğu söylenmektedir.
  • Kusma, bulantı ve karın ağrıları için altın çilek alternatif çözüm olabilir.
  • Altın çileğin lösemi hastalığına faydalı olduğunu belirten sağlık uzmanları vardır.
  • Kış aylarında meydana gelen, nezle, grip gibi hastalıkları iyileştirebilir. Altın çileğin ateş düşürücü özelliği vardır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklarla mücadele etmesinde güç katar.
  • Kişiyi zinde tutar. Altın çilek mükemmel bir enerji kaynağıdır.
Kaynak: acil.net

15 Eylül 2018 Cumartesi

Yaban mersini kurusunun faydaları nelerdir?

Yaşlanma belirtileriyle mücadele eder: Yaban mersini kurusu yaşlanma belirtilerinin azaltılması için serbest radikallerin hasarına karşı koruyucu olabilmektedir. Antioksidan açısından zengin olan yaban mersini, mavi rengini antosiyaninlerden almaktadır. C vitamini bolluğunun yanı sıra en etkileyici nedenlerden biri de budur. Kırışıklık, yaşlılık lekeleri, katarakt, osteoporoz, saç dökülmesi, demans gibi durumlar için faydalıdır. Ayrıca, Alzheimer hastalığı gibi yaşlanma belirtilerini de önleyebilmektedir.

İdrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelir: İdrar yolu enfeksiyonlarından E-coli gibi belirli bakteri kolonilerinin oluşturduğu enfeksiyonun sonucudur. Bu idrar ve diğer komplikasyonların geçişi sırasında, inflamasyonlu bir yanma hissi ile sonuçlanır. Yaban mersini kurusu ise bu bakterinin büyümesini devre dışı bırakacak polimer benzeri moleküllere sahiptir. Aynı zamanda bir antibiyotik gibi davranan yaban mersini, idrar yolu enfeksiyonlarına neden olan bakterilerin iç duvarlardan temizlenmesine yardımcı olmaktadır. 
Kemik sağlığını destekler: Kurutulmuş yaban mersini K vitamini açısından oldukça zengindir. Günlük olarak önerilen K vitaminini 20 ila 26 oranı arasındadır. Düzgün kan pıhtılaşması ve kemik sağlığında önemli rol oynayan K vitamini, güçlü kemikler için gerekli olan kalsiyumun vücut tarafından emilmesini sağlamaktadır. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezine göre, özellikle osteoporoz için risk altında olan kadınlarda kemik sağlığına yardımcı olmaktadır.
Diyabete iyi gelir: Kurutulmuş yaban mersini iyi bir lif kaynağıdır. Çeyrek fincan kurutulmuş yaban mersini günlük lif ihtiyacının yüzde 10-12 kadarını karşılamaktadır. Lif sindirim sisteminin sorunsuz çalışması için bağırsak hareketlerini düzenlemektedir. Klinik çalışmalar, yaban mersini kurusu gibi lif açısından zengin olan gıdaların tüketiminde tip 2 şeker hastalığının önlenebileceğini söylemektedir. Yaban mersini kurusu kandaki şeker ve insülin seviyelerini düşürebilmektedir. 
Beyin sağlığına iyi gelir: Yaban mersini kurusu birkaç şekilde beyine yardımcı olabilmektedir. Bu meyve beyin fonksiyonlarını geliştirmekte ve hafızaya destek olmaktadır. Yapılan çalışmalar, günlük olarak yaban mersini kurusu tüketiminin Alzheimer ve Parkinson başlangıcını ya da ilerlemesini durdurmak yardımcı olacağını göstermiştir. Yaban mersini ayrıca, hasarlı beyin hücrelerinin iyileşmesine etki etmekte ve öğrenme yeteneklerini geliştirmektedir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir: Yaban mersini kurusu sahip olduğu vitamin ve diğer besin değerleri nedeniyle soğuk algınlığı ve enfeksiyonu uzaklaştırmak için vücuda yardımcı olmaktadır. Vücutta hastalığa neden olan serbest radikallere karşı antioksidanlar mücadele etmektedir.  Bu antioksidanlar ayrıca kolon, karaciğer ve yumurtalık kanserleriyle de savaşabilmektedir. Yaban mersini kurusu enfeksiyonun önlenmesi ve bakterilerin temizlenmesi için son derece faydalıdır. 
Kalp sağlığını destekler: Yaban mersini kurusu antioksidanlarla dolu olduğundan, kolesterol düzeylerini kontrol altında tutmaya yardımcı olmaktadır. Yapılan çalışmalar, yaban mersininde bulunan bileşenlerin kandaki yağ dengesinin iyileştirilmesi ve damarların tıkanmasını önlemek için etkili olabildiğini göstermektedir. Ayrıca, içerdiği flavonoidler, kan basıncını düşürmeye destek olmaktadır. Böylece, yaban mersini kurusu kalp hastalıkları riskini en aza indirerek kalp sağlığını korumaktadır. 
Kanserle mücadele eder: Günlük olarak tüketilen yaban mersini kurusu kansere karşı koruyucu olabilmektedir. Antioksidan açısından mükemmel bir kaynak olan yaban mersini meyvesinin kolon, karaciğer ve yumurtalık kanseriyle mücadelede özellikle yararlı olduğu tespit edilmiştir. Yaban mersini kurusundaki vitamin C, bakır ve fenolik bileşikler kanser hücrelerinin inhibe edilmesine etki etmektedir. Yapılan bazı çalışmalar, yaban mersinindeki antioksidanların kanser hücrelerini öldürebileceğini bile söylemektedir.
Göz sağlığına iyi gelir: Yaban mersini kurusu sağlıklı bir görme yetisi için faydalıdır. Katarakt, makula dejenerasyonu ve diyabetik retinopati gibi yaşa bağlı görme sorunları için yaban mersini gibi meyvelerin günlük olarak tüketilmesi önerilmektedir. Yaban mersininde bulunan çeşitli vitamin, mineral ve luteinin göz sağlığını korumaya yardımcı olduğu bilinmektedir. Yaban mersini ayrıca görme kaybı ve göz yorgunluğunu azaltmak, sağlıklı retinayı korumak için önemli olan antosiyanin içermektedir. 
Cilt sağlığına iyi gelir: Yaban mersini cilt bakım ürünlerinde kullanılan dünya çapında popüler bir meyvedir. İçerdiği vitamin ve mineraller sayesinde hormon dengesini koruyarak akne oluşumunu önleyebilmektedir. Bu da yaban mersini kurusunu ev yapımı bir akne çözümü haline getirmektedir. Ayrıca, yaban mersini aşırı güneş maruziyetinin zararını azaltmak için kanıtlanmış doğal resveratrol içermektedir.
Kilo vermeye yardımcı olur: Hem düşük kalorisi hem düşük glisemik indeksi hem de yüksek lif içeriği yaban mersini kurusunu kilo vermek için mükemmel bir seçenek haline getirmektedir. Glisemik indeksi düşük gıdalar daha yavaş emilir, çünkü bunlar artık sindirim sistemi içinde kalmaktadır. Bu gıdaların karbonhidrat açısından düşük olmasının nedeni budur. Yaban mersini kurusu gibi yiyecekler iştahı kontrol altında tutmakta ve kilo yönetimine destek olmaktadır. Ayrıca, dengeli kan şekerine etki ederek insülin direnci riskini azaltmaya yardımcı olabilmektedir. 
Sindirim sistemini destekler: Yaban mersini lif içermesi nedeniyle kabızlık gibi sindirim problemlerini uzak tutmak için faydalı olabilmektedir. Ayrıca sahip olduğu vitaminler, sodyum, bakır, fruktoz ve asitler sayesinde sindirimi geliştirmek için etkili olabilmektedir. (9)
Kolesterolü düşürür: Oksidatif hasar sadece hücreler ve DNA ile sınırlı değildir. LDL lipoproteinler de (“kötü” kolesterol) oksitlenmektedir. Aslında, LDL oksidasyonu kalp hastalığı sürecinde çok önemli bir adımdır. Neyse ki, yaban mersini kurusu güçlü antioksidanlar içermesi nedeniyle LDL kolesterol seviyelerini azaltabilmektedir.
Kan basıncına etki eder: Yüksek kan basıncı olan kişilerde önemli faydalar sağlamaktadır. Yapılan çalışmaya göre, kalp hastalığı için yüksek risk altında obez bireylerin düzenli yaban mersini tüketimi durumunda kan basıncında % 4-6 oranında bir azalma olduğu gözlemlenmiştir. Diğer çalışmalar, özellikle menopoz sonrası kadınların da benzer etkiler yaşadığını göstermektedir.