30 Temmuz 2018 Pazartesi

Kişniş (Aşotu) Yetiştiriciliği - Kişniş faydaları



Kişniş nedir?

Bir diğer adı da aşotu olan kişniş (Coriandrum sativum), maydanozgiller (Apiaceae) familyasına ilişkin, yıllık bir bitkidir. Kişniş bitkisinin tüm kısımları yenebilir, sadece taze yaprakları ve kurutulmuş meyveleri (kişniş tohumu da denir) yemeklerde en sık kullanılan kısımlarıdır.

Kişnişin anavatanı güney Avrupa, şimal Afrika ve güneybatı Asya bölgeleridir. Yumuşak bir bitkidir ve boyu 50 cm civarındadır. Yaprakları maydanozu çağrıştırır. Yuvarlak meyveleri vardır, bu meyveler kurutulup baharat olarak kullanılır.

Kişniş yapraklarının limonsu bir tadı vardır ve Latin ABD’dan Asya mutfağına kadar birçok kültürde kullanılır. Meksika ve ABD’de taze kişniş yaprakları salsa sosu yahut baharatlı çorbalar için çeşni olarak kullanılır.

Kişniş tohumu, daha kısaca kurutulmuş kişniş meyvesi, baharat olarak kullanılır. Kişniş tohumunun baharatlı, limonumsu, keskin bir tadı vardır. Hindistan, Orta Doğu ve Asya mutfaklarında çoğunlukla kullanılır. Kişniş tohumları tüm halinde turşu yapımında kullanılabilir.

Kişnişin faydaları nedir?

Kişnişin içerisinde 11 çeşit uçucu yağ, 6 çeşit asit, mineraller ve vitaminler bulunur. Kişnişin faydaları aşağıdaki gibidir:

1) Derideki iltihabı azaltır. Kişnişin içindeki bazı yağlar ve asitler derideki şişkinliği ve iltihabı azaltır. Aynı şekilde ödem söktürerek derideki şişliği de alır.

2) Cilt hastalıklarını tedavi eder. Kişnişin dezenfekte eden, arındırıcı, antiseptik, mantar önleyici ve antioksidan özellikleri vardır ve bu sayede cildi egzama, cilt kuruluğu, mantar enfeksiyonu benzer biçimde hastalıklardan arındırır.

3) Kolesterol seviyesini düşürür. Kişnişin içindeki bazı sağlıklı uçucu yağlar, kandaki kolesterol seviyesinin düşürülmesinde çok etkilidir. Kandaki kötü kolesterolün (LDL kolesterol) azalmasını ve iyi kolesterolün (HDL) artmasını sağlayarak kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır.

4) İshali keser. Kişnişin içindeki borneol ve linalool şeklinde uçucu yağlar sindirim sistemini düzenleyerek mide ve bağlarırsak hareketlerini denetim eder, böylece ishali de önler. Anti bakteriyel özelliğiyle de mikrop ve mantarlardan meydana gelen ishalin tedavisinde kullanılır. Aynı şekilde kusma, mide bulantısı ve mide rahatsızlıklarına da iyi gelir.

5) Tansiyonu düzenler. Yüksek tansiyon hastalarında yapılan deneylerde kişniş tüketmenin gerilim seviyesini düzenlediği tespit edilmiştir. Kişniş, kan damarlarını rahatlatarak kan basıncını düşürür, böylece yüksek tansiyon problemine karşı savaşır ve inme, kalp krizi şeklinde problemlerın riskini azaltır.

6) Ağız yaralarını tedavi eder. Etkili bir antiseptik olan kişniş, mikrop öldürücü ve iyileştirici etkisiyle ağızdaki yara ve ülserlerin fenaye gitmesini engeller ve iyileşme hızını artırır. Nefes kokusunu da önler.

7) Kansızlığı (anemi) önler. Demir içinde ne olduğu yüksek olan bu nebat, kansızlık sorunu olan kişiler için birebirdir. Kansızlığın en yaygın sebebi demir eksikliği olduğundan, kişniş vücuda gereksinim duyan demiri sağlamaya yardım eder.

8) Alerjiye iyi gelir. Meydana getirilen araştırmalarda kişnişin mevsimler alerji ve alerjik rinit hastalıklarına iyi gelen bir nebat olduğu saptanmıştır. Kişniş yağı ayrıca gıda, hayvan, bitki alerjilerine de iyi gelmektedir.

9) Kemikleri güçlendirir. İçerisinde bolca kalsiyum bulunan kişniş bitkisi kemikleri korur ve güçlenmelerini sağlar. Özellikle kemik erimesini önlemekte çok etkilidir.

10) Sindirime destekdır. Midede bazı enzimlerin salgılanmasını tetikleyen kişniş, bağlarırsak ve mide hareketlerini düzenleyerek sindirimi kolaylaştırır.

11) adet döngüsünü düzenler. Kişniş, kadınlarda hormonları etkileyerek adet dönemindeki ağrıyı azaltır ve menstürasyon döngüsünü düzenler.

12) Göze iyi gelir. A ve C vitamini, fosfor gibi mineraller açısından varlıklı olduğundan, kişniş göz hastalıklarını önleyerek gözdeki basıncı azaltır ve gözü dinlendirir. Yaşa bağlı göz hastalıklarını da önler.

13) Diyabet hastalarına iyi gelir. Kişniş, endokrin bezlerinde ihtarcı etkiye haizdir ve kandaki insülin hormonunun salgısının düzenlenmesine, kandaki şekerin düzgüsel bir şekilde emilmesine ve kan şekeri seviyesinin azalmasına yardımcı olur.

Kişniş nasıl kullanılır?

Kişniş yaprakları, taze kişniş olarak da bilinir ve keskin bir aromaya sahiptir. Yaprakları tohumundan daha değişik bir aromaya haizdir ve tadı limonu çağrıştırır. Cenup Asya mutfağında, özellikle salatalarda, Çin ve Tayland yemeklerinde, salsa ve guacamole soslarda çeşni olarak kullanılır. Rusya’da salatalara katılmaktadır. Portekiz’de çorbalara katılır. Hint yemeklerinde çeşni olarak kullanılır. Kişniş yaprağı genellikle yemeği servis etmeden önce çiğ olarak yemeğin üzerine konur, çünkü ısı tatlarını bozabilir.

Kişniş tohumu aslında kişnişin kurutulmuş meyveleridir. Küçük toplar şeklindedir ve baharat olarak kullanılır. Ezildiği süre limonumsu bir tat verir. Cevizimsi, baharatlı, portakalı çağrıştıran bir tadı vardır. Bu meyvelerden elde edilen uçucu yağlar Fas, Hindistan ve Avustralya’da kullanılmaktadır. Almanya ve güney Afrika’da kişniş tohumu sosis yapımında kullanılır. Rusya ve Avrupa’da ise kişniş tohumu çavdar ekmeğinde (Borodinsky ekmeği) kullanılabilir.

Kişniş nasıl yetişir?

1) Ekim işlemi:

Kişniş tohumlarını bahar mevsiminde veya güz mevsiminde ekmek uygundur. Ekim için güneş alan bir cephe seçmek önemlidir, böylece kişniş bitkisi kendi kendine tohum üretebilir. Havalar ısınmaya başlayınca fideler çiçeklenecek ve meyve vermeye başlayacaktır. Tohumların iyi drene edilmiş toprağa ekilmesi ve sıra aralarında 25-30’ar santim boşluk bulunması gerekir. Tohumlar 1 cm kadar derine gömülür. Tohumların ve toprağın nemli kalması önemlidir, bundan dolayı tertipli olarak sulanması gerekir.

2) Bakımı:

Yetişme mevsimi süresince tohumlar tertipli olarak sulanmalıdır. Nebat filizlenmeye başlayınca çok fazla suya ihtiyaç duymaz sadece gene de nemli kalması gerekir. Aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Gelişme döneminde bir yahut iki kez nitrojenli gübrelerle gübreleme işlemi yapılmalıdır. 8 metrelik bir sıra için çeyrek ölçü gübre kafi olacaktır. Çok fazla gübre kullanılmamalıdır. Yabani otları önlemek için, bitki topraktan çıkar çıkmaz etrafını malç ile çevirin.

3) Hasat işlemi ve saklanması:

daha fazla uzamamışken hasat edilebilir. Kişniş kendi anızını yetiştirmeye başladığında, tohumlar döküldüğü zaman bitkiyi kesin. Uzun yapraklar, bitkiden bağımsız olarak da kesip tüketilebilir.

Kişniş tohumlarını saklamak için, nebat kahverengiye dönmeye başlayınca tohum adım atarını kesin ve kağıt bir poşete koyun. Nebat kuruyana ve tohumlar düşene dek poşeti asın. Daha sonra tohumları alın ve iyi mühürlenmiş gizleme kaplarında muhafaza edin. 

Darülfülfül nasıl yetiştirilir?


Uzun biber olarak da malum ve kozalağa benzer bir şekle sahip olan darülfülfül yüzyıllardır baharat olarak kullanılan bir bitkidir. İkiçenekgiller derslikına ilişkin olan bu nebat karabibergiller familyasının üyesidir. Arapça biber ağacı ismiyle anılan bu baharat bir biber türüdür ve ana vatanı Hindistan'dır. 10 santimetreye ulaşan boyu ve maksimum 2 santimetre çapındaki eniyle Türkiye'de ve Ortadoğu bölgesinde hala çok kullanılan bu nebat meşhur mesir macununun da hammaddeleri içinde yer alır. Özellikle Osmanlı mutfağında önemli bir yere haizdir.

Türkiye'de yetişmeyen bitkinin maksimum yetiştiği bölge Hindistan'dır. Doğu Hint Adaları'nda yabani olarak yetişen bu biber türü mahalli ağızda Tiflis biberi olarak da anılır. Geçmişte baharat adaları adıyla anılan bu bölge darülfülfülün ana vatanıdır. Ek olarak dünyanın en büyük takımadalarıdır. Ekimi bahar aylarında yapılmalıdır. Tohumların ekimi toprağın 3 parmak altına olmalıdır. Tohumun çimlenmesi süresince toprağın nemli olması son derece önemlidir.

Darülfülfül bitkisi sıcak yerlerde yetişir. Soğuk ve sert iklim şartlarına karşı dayanıksızdır. Bu yüzden çimlenmesi sırasında don olmaması gerekir. Okyanusal iklime sahip olan bölgeler ve ısı değerleri yüksek olan yerlerde ziraatı yapılabilir. Ekim eğer sera gibi kapalı bir alanda yapılacaksa her mevsim darülfülfül ekimi yapılması mümkündür ve yetişmesi daha kolay olacaktır. Hasadı ise yaz aylarında yapılmalıdır. Ekim süresince verimin yüksek olması için bakımı son derece önemlidir. Verim alımı için öteki biber türlerinde olduğu şeklinde sık sık toplanmalıdır. Çok fazla suya ihtiyaç duymaz fakat kurak topraklarda da yetişmesi zordur.

Nemli ve kumlu topraklar darülfülfül için en uygun olan yerlerdir. Yapraklarının şekli damarlıdır ve geniştir. Ek olarak meyveleri minik ve sapsız olur. Bütün mevsimlerde yeşil kalan bitki yapraklarını dökmez. Tırmanıcı bir nebat olması da yabani otlardan etkilenmeden, onlara baskın çıkarak büyümesinde önemli etkiye haizdir. Acı ve baharatlı bir tada haiz olan bitkinin tohumları çok zor bulunur ve zahmetlidir. İçinde bulunan uçucu yağlar piperin tadının ve kokusunun karakteristiğinde büyük öneme sahiptir.




Çörek otu yetiştiriciliği


Çörek Otu Ekimi; Ülkemizde son zamanlarda rağbet gören ve biroldukça destek programında bulunan tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğinin uygulamalarının dahada yükseldiği görülmektedir. Sadece bu tarımsal faaliyetler ile ilgili kesinleşmiş bilgiler bulunmamakla beraber birçok yanlış data bulunmaktadır. Bu sebepten dolayı bu mevzuda çiftçi zade olarak ülkemiz çiftçisini uygulaması yapılmış bilgiler ile aydınlatmaya yönelik olan faaliyetdir.

Aslabir maddi çıkar talep edilmeyerek, yapılacak olan uygulamaların hasar neticelerinde kimse mesuliyet kabul etmeyecektir. Sıralanan bilgiler sonucunda ülkemizde çörek otu ekimi icra eden hiçbir çiftçi verimsizlik yada hasat edememe yada kötü neticelerle muhatap olmamıştır.



Çörek otu ekimi ve tohum hazırlığı,
Ülkemize ekilmesi tavsiye edilen adi çörek otu olarak da bilinen Nigella Sativa türüdür. Bu türün tanınması için görseline yer verilmektedir. Nigella Sativa cinsi çörek otu çiçek yaprakları beyaz renktedir. Beyaz çiçekleri açtığı zaman içinde sarı renkli küçük olan tomurcuklar ve sarı renkli olan tomurcukların üstlerin de yeşil çam iğnesini anımsatan perçemler yer almaktadır. Ekilmesi tavsiye edilen çörek otu türü budur.

Nigella Sativa türü çörek otu tohumunu temin edilir. Yerli tohumdan üretilen bu tohumlarda bitki kırıntıları bulunabilir. Bu durumda ekmeden önce tohumları içinde yabancı madde kalmayacak halde elenmelidir. Eleme işlemi tamamlandı ise tohum hazır anlamına gelmektedir.

Çörek otu ekimi toprak hazırlığı, toprağı pulluk desteğiyle sürülür. Nadas yapılır. Nadas yapma, sürme işlemini ekimden derhal önce yapılır ise tav zamanına dikkat edilmelidir. Sadece ekimden çok önce nadas, sürme işlemi yapılırsa erken çıkmış olan otlar için kazayağı çekme işleminde yarar bulunmaktadır. Ekimden önce meydana gelen otları yok edilmesi yararlıdır.

Sürme işleminin arkasından ekimden hemen önce toprak parçalama işlemini meydana getiren makinalar ile kesek kırma işlemi yapılır. Kesek kırma işlemi yapılmış olduktan sonrasında tav süresi beklenilir. Kesek kırma işleminin arkasından ekimden hemen önce toprağa sertleştirme yapılması tavsiye edilir. Settleştirme ve düzleştirme işlemini bu işlemi yapan makinalar ile yada tapan desteği ile yada teker çekme şeklindeki işlemler ile ekilecek olan yüzey setleştirilir.

Çörek otu ekim hazırlığı,


Çörek otu bitkisini araziye ekilip mibzeri ile ekilmesi önerilir. Meydana getirilen uygulamalarda ekin mibzeri ile yapılan ekimlerde verim daha çok olduğu tespit edilmiştir. Çörek otu bitkisine yalnızca taban gübresi atılması faydalı olacaktır. Önerilen gübre 15-15-15 NPK gübresidir. Bu gübreye bulunmuyor ise 20-20-0 NP gübresi yada DAP kullanılabilir. Dönüme 1000 Metrekare alana atılacak olan gübre oranı, 15 ve 20 kilo gram gübre önerilir.

Çörek otu ekiminde fazla tohum fazla verim anlamına. 1000 metrekareye doğrusu 1 dönüme atılacak olan tohum oranı 1.5 kiloı geçmemelidir. 1,5 kilogram önerilir. Çörek otu tohumunun ekim sırasında toprak altı derinliği 3 santimi geçmemelidir. Mibzerin ekim sırasındaki ayar derecesi 0 olarak ayarlanmalı yada ayar kolu 0 a çekilmelidir. Tohum ve gübre karıştırılarak mibzerin gübre gaslıne doldurulmalıdır. Dönüme 1.5 kilo gram tohum ve 15 kilo gram gübre harmanlanmış durumda mibzerin gübre gaslıne doldurulur ve mibzerin ayar derecesi 0 olarak ayarlanarak ekime başlanır.


Uygulamalı örneklendirmeli ifade ise, 10 dönüm alana farz edinki çörek otu ekilecek. 15 kilo gram Nigella Sative türü olan çörek otu tohumu. 150 kilo gram 15-15-15 NPK gübresi. 150 kilo gram NPK gübresi ve 15 kilo gram tohum iyi bir halde karıştırılarak harmanlanır. Toplam olarak 165 kilo gram elde edilir. 165 kilo gram araç-gereç ekin Mibzerinin gübre gaslıne eşit oranda doldurulur. Mibzerin derece ayarı 0 şeklinde ayarlanır. Traktör yardımıyla 10 dönüm araziye ekim yapılır. Mibzer peşinde tapan olması önerilir. Sıkıştırılmış olan toprağa tohum atılımının peşinden yeniden kapatma yapacağından faydalı olacaktır.


Biberiye nasıl yetiştirilir?




Ufak iğne uçlu yapraklı bitki (Lamiaceae) nane ailesindendir. Latince adı Rosmarinus Officinalis’dir. Tüm ilkbahar ve yaz boyunca nefes-mavi renkli çiçekler açan, 1-2 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki. Gövdeleri dik ve çok dallıdır. Yaprakları mızrak benzer biçimde, etli ve yeşil renklidir  Çiçekleri dalların uçlarında, yaprakların tabanlarında bulunur. Meyveleri esmer renkli ve fındıksıdır. Kuşdili olarak da bilinir. Türkiye’de yetiştiği yerler: İstanbul, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Akdeniz’e kıyı ülkelerde ve ülkemizde de Marmara, Ege ve güney Anadolu’da yabani olarak yetişmektedir. Park ve bahçelerde yetiştirilir. Bahçede güneşi iyi alan hafif nemli bir yerde yetiştirmek mümkündür.



Çalımsı karakterli bir bitkidir. Sapı lifsi yapıda, ince, narin, çok dallı ve diktir. Genç dalları dört köşelidir. Yaprakları karşılıklı, sapsız ve kulakçık sızdır. Yaprakları çam yapraklarına benzer. Çiçekleri, dalların ucunda ve yaprak koltuklarında minik topluluklar halindedir. Bütün sene çiçeklidir  Ve çiçekleri bir eksen üzerinde salkım şeklindedir. Kendisi naturel olarak yetişmekte olan bir bitkidir  Tohumlarını saçarak koloniler oluşturmaktadır  Tohumları ekilerek basit üretilebildiği şeklinde, çok koku yürüyerek biberiye bitkileri vejetatif olarak çelik alma yoluyla da üretilebilir. Biberiye Bahçelerde, tarlalarda ve kısmen gölgelik yerlerde kolaylıkla yetiştirilir. Ev içersinde, açık yada kapalı balkonunuzda rahatça imal edebilirsiniz. Kumlu, balçıklı toprakları sever, ılıman iklim bitkisidir. Evde saksıda yetiştirecekseniz saksının mutlaka delik olmasına dikkat edin. Bakımı çok kolaydır. Özel bir bakım istemez.  Çiçeklenme döneminde suyu fazla ister. Dibi kurudukça sulama yapmanız kafi. Tohumla ve çelik alma yöntemiyle çoğaltabiliriz. Çelikler istediğiniz boyda olabilir. Budama yapıldığında yeni sürgünleri evde eski sürgünleri de çelikte kullanabilirsiniz. Her türlü budamaya gelir. Ek olarak biberiyeyi yemeklerinizde büyük bir zevkle kullanabilirsiniz. Et yemeklerinde, çorbalarda, pilavlarda ve turşularda da kullanabilirsiniz. Biberiye çayı da vücuttaki yağlarınızı eritmeye birebirdir. Evinizde rahatlıkla  biberiye çayını hazırlayabilirsiniz. 

Beyaz biber yetiştiriciliği



Karabibergiller familyasından olan beyaz biber yaprak dökmeyen, yaprakları damarlı, minik meyveli, çiçekleri sarkık olan bir bitki türüdür. Beyaz biber tam olgunluğa ulaştığı zaman koparılmaya başlanır ve tohumun üzerindeki kılıf çıkartılır. Bu kılıfı çıkartmak için deniz suyundan yardım alınır.

Sıcak iklimin olduğu her yerde yetişebilen beyaz biberin başlıca yetiştirildiği bölgeler Hindistan, Malezya, Endonezya, Meksika, Orta Amerika, Güneydoğu Asya ve Hindiçini'dir. Ülkemizde fazla oranda üretilmese de Antalya ve İzmir illerinde beyaz bibere rastlamak mümkündür.

Karabiber familyasındaki öteki türlerden farklı olarak beyaz biber kullanıldığı sosların rengini değişitirmez, ama tat ve koku olarak karabiberden farksızdır.

Beyaz Biber Nerelerde Kullanılır?


  • Et soslarında
  • Çiğ köftede
  • Tavuk ve et yemeklerinde
  • Tavuk, sebze, mantar çorbalarında
  • Zeytinyağlı dolmalarda
  • Soslu yemeklerde
  • Salatalarda
  • Pirinç pilavında
  • Soslu makarnalarda
  • yeterli oranda beyaz biber tozu serpiştirilerek yemeklere farklı tat ve lezzet verilebilir.


Beyaz Biberin Faydaları nelerdir?

-Naturel balla beyaz biber tozu karıştırıldığında boğaz ağrılarına iyi gelir.
-Zerdeçal ile beyaz biber tozu karıştırıldığı zaman kanser oluşumunu önlemeye yardımcı olur.
-Sindirim sisteminin yoğun ve hızlı çalışmasına yardımcı olan bitkilerin önderlik yapar.
-Ağızdaki tükürük miktarını düzenlemeye destek sunar.
-Et, çiğ köfte, çorba, pilav, kebap gibi yemeklere beyaz biber tozu katılması çocukların bu yemekleri sevmesine destek sunar.
-Yenilen yemeklerin bağırsakta ve boğazda koku bırakmasını engellemeye destek sunar.
-Kadın ve erkekte cinsel isteği arttırmaya destek verir.
-Kan dolaşımını hızlandırır.
-Nezle ve grip benzer biçimde soğuk algınlıklarına karşı vücudun direnç kazanmasına destek sağlar.

-Çocuklarda ve yetişkinlerde iştah açmaya destek sunar. 

Ardıç Yetiştiriciliği

Latince adı Juniperus olan ve ülkemizdeki ormanlarda da bulunan ardıç ağacı tohumdan yetiştirilmesi oldukça zor olan bir ağaçtır. Yetiştirilme yöntemleri içinde tohum, çelik ve aşı yöntemi bulunur. Tohumları kozalaklardan toplamak ve ayırmak için en uygun süre sohbahardır. Toplanan tohumlar otuz dakika kadar sülfürik asitte beklentikten sonrasında temiz bir beze sarılıp 4 ay beklemeye bırakılmalıdır. Daha sonra ekimi yapılabilir. Tohumun çimlenmesi esnasında sıcaklığın 15 derecenin üstüne çıkmaması gerekir ve ekilen tohumların bir tek yarısı çimlenebilir. Ülkemizde son zamanlarda bulunan bir yöntemle ardıç tohumları meşe külü, limon suyu ve tuzun bulunmuş olduğu bir ortamda kolayca yetişebilir.

Çelik ile üretim yapmak için ise tercih edilmesi ihtiyaç duyulan ardıçlar bir senelik olanlardır, boyu ise 20 cm'yi geçmemelidir. Çelikler Nisan veya Ekim aylarında alınıp dikilmelidir. Aşı ile üretimde ise aşılanan ardıçların anaçları ve çöğürleri kurşun kalem genişliğinde olmalıdır. Ayrıca aşı yapılmış olduktan sonra direkt olarak güneş ışığı almayan gölge bir ortamda bekletilip gölgelendirilmesi gerekir. 


Ardıç güneş ışığını çok seven bir bitkidir yetişirken bolca ışıklı yerlerde bulunması gerekir. Bazı türleri ise gölge alanlarda da yetişebilir. Kumlu ve organik maddeler yönünden zengin, nemli toprakları severler. Kireçli topraklarda da oldukca güzel gelişme gösterebilirler. Bununla beraber farklı ardıç türlerinin farklı özellikleri bulunabilir. Örneğin kokar ardıç ıslak toprakları, don çukurlarını ve şimal bakıları severken boylu ardıç güneşli ve su yönünden çok varlıklı olmayan topraklarda rahatlıkla yetişebilir. Diken ardıç ise köklerinin çok gelişmesi ve toprağı tutması nedeniyle erozyon ihtimali olan bölgelere dikilebilir. Soğuğa karşı dayanıklılıkları çok yüksektir. Ardıç şehir içinde peyzaj ürünü olarak kullanmak için çok uygun bir ağaçtır. Zehirli gazlar baca dumanları egzoz dumanları gibi faktörlere karşı oldukça dayanıklı bir ağaç olması sebebiyle parklarda, bahçelerde, mesire alanlarında, caddelerde peyzaj ürünü olarak kullanılır. Rüzgara karşı fazlaca dayanıklı olan bu ağaç yerleşim yerlerinde rüzgarkıran göreviyle de kullanılır.

Anason nasıl yetiştirilir?




Kökeni tam olarak bilinmemektedir. 

Bugün anason değişik iklim bölgelerinde yayılmıştır. Ancak sıcak iklim bölgelerindeki yaygınlığı daha fazladır. Kültürü biroldukça ülkede yapılmaktadır.


   Botanik Özellikleri: Anason 30-50 (70) cm yükselebilen tek yıllık otsu bir bitkidir.

Kök ince, çok kısa iğ şeklindedir. Sap yuvarlağımsı olup, az veya çok tüylüdür. 

Yapraklar bitkide bulundukları yere nazaran şekiller gösterirler. Alt yapraklar uzun saplıdır., şekilleri yuvarlağımsı kalp yada böbrek şeklindedir. Kenarları azca veya çok derin dişlidir. Orta yapraklar azca yada çok belirgin üç parçalı durumda olup temele doğru daralırlar. Üst yapraklar sapsız olup, genellikle dar mızrak şeklinde üç parçalıdır. Bu yapraklar bir yerde dallanma şekline dönüşmüş görünümdedir. Yapraklar halımsı tüylüdürler. Nebat toprak üstünün son üçte birinde dallanmakta ve bu dalların ucunda şemsiye tipinde seyrek tipli çiçek kümeleri bulunmaktadır. Bir çiçek kümesi 8-15 adet ışınımsı dalcıktan oluşmaktadır.Çiçeklerin muhafaza yaprakları ya yoktur veya tek yapraklıdır. Ufak muhafaza yapraklar ise iplik şeklindedir. Taç yaprakları ise 5 tane olup, beyaz renklidir. Yumurtalık iki tepeciklidir. İkişer torbalı 5 tane etaminleri vardır, yumurtalık iki gözlü dür.

Meyve sık veya kısa tüylü olup, yanlardan hafif basık armut şeklinde iki parçadan doğar.


İklim ve Toprak İstekleri: Anason sıcak, orta nemlilikte iklimden hoşlanır. Özellikle Ege, Marmara ve güney Anadolu bölgeleri iklim yönünden uygun yörelerdir. Çimlenme ve başlangıçtaki gelişme devresinde rutubetli havalardan hoşlanmasına karşın, özellikle çiçeklenme döneminde serin ve nemli havalar bitkilerin hastalıklara yakalanmasına neden olmaktadır. 

Anason özellikle kireç ve besin maddelerince varlıklı hafif yada orta ağırlıktaki topraklardan hoşlanır. Soğuk, ağır ve nemli topraklar anason tarımına uygun değildir. 

Tohumluk: Anasonda 1000 dane ağırlığı meyve parçalara ayrılmış durumda ufak meyvelilerde 1-1.5 gr, büyük meyvelerde 2.5-3 gr'dır. Çimlenme kabiliyeti nin % 70'den azca olmaması gerekir. 

Çimlenme denemesi oda sıcaklığında 21 gün sonrasında tamamlanır. Çimlenme kabiliyeti kısa sürede azalır. Bu yüzden yeni tohum kullanılması öngörülmektedir. Piyasada kökene bakılırsa büyüklükleri çok farklı anasonlar bulunmaktadır. Bunların gelişim hızları da fazlaca değişiktir. Büyük meyveli tip (İspanyol tipi) daha verimlidir. Ek olarak özellikle endüstride çay karışımlarında daha çok aranır. Ufak meyveli tipler ise uçucu yağ bakımından daha zengindir.


Yetiştirme Tekniği: Anason gübrelenmiş çapa bitkilerinden yada tahıllarından sonra gelir. İlk çıkışı çok yavaş geliştiğinden yabani otlara karşı çok hassastır. Bundan dolayı anasonda sıra arası mesafesinin dar tutulması önerilmektedir.

Anason ekimi ılıman iklimlerde ilkbaharda Mart ve Nisan aylarında yapılmaktadır. Hâlbuki subtropik bilgelerde kış aylarında ekimi mümkündür. Verim ekim süreına nazaran büyük varyasyon göstermektedir. Ege bölgesinde elde edilmiş verilere nazaran en uygun zaman Şubat başıdır.

Anasonda ekim serpme ve sıraya olarak yapılmaktadır. Serpme yöntemi, en fazlaca Antalya-Denizli-Burdur ve İzmir yörelerinde yapılmaktadır. Bu benzer biçimde yerlerde yabani otlarla elle devamlı mücadele etme zorunluluğu vardır. Şayet yabani ot fazlalaşır ise verim düşmesi yanında özellikle kötü tesir yapmaktadır. Sıraya yapı lan ekimde, sıra arası minimum 25 santimetre olmalıdır. Ekim düzgüsel tahıl mibzeri ile yapılabilir. Dekara ortalama 2-2.5 kilo tohum atılır. Tohumun fazla derine düşmemesi gerekir. Bu nedenle toprak hazırlığı yapıldıktan sonra ekimden önce bir merdane geçirilmeli, böylece tohumun toprakla teması iyi bir şekilde sağlanmalıdır. Ekim derinliği 1-3 santimetre içinde değişmelidir. İklim koşullarına bağlı olarak ekimden 2-3 hafta sonrasında çimlenme olmaktadır. Anasonda iyi bir gelişme için kafi suyun toprakta bulunması gerekir. 

Anasonda bakım önemli bir yer tutmaktadır. Yabancı ot en önemli sorundur. Mücadelede mekanik yöntem uygulanmakta, özellikte sıraya ekimi yapılanlarda vegetasyon döneminde 2-3 kere çapa yapılması gerekmektedir. Ayrıca kimyasal yöntemden de yararlanılmaktadır. 

Gübreleme anasonda önemlidir. Özellikle azotlu gübre miktarı verim ve kalite yönünden çok önemlidir. Yüksek dozdaki azot bitkinin vegetatif aksamının fazla artmasına neden olmaktadır. Ayrıca yüksek dozdaki azotlu gübre uçucu yağ oranını da belirli ölçüde düşürmektedir. Sadece belirli miktardaki azotlu gübre uçucu yağ oranını düşürmeden verimi arttırmaktadır. 

Anasonda hasat ana çiçek topluluğundaki meyvelerin kahverengileşmeye başladığı devrede yapılmaktadır. Meyveler olgunlukta kolayca döküldüğünden şayet hasada geç kalınacak olursa verim kaybı meydana gelir. Bundan dolayı tam olgunlaşmadan hasat gereklidir. Hasat ya yolunmak ya da biçilmek suretiyle yapılmakta, yolunan yada biçilen bitkilerin demetler yapılarak tarlada yada harman yerinde kurutulması gerekmektedir.

Ege bölgesinde anason hasadı Temmuz başlangıcında yapılmakta ancak bu tarih sıcak bölgelere doğru daha erken zamana, ılıman iklimlerde daha geç devreye kaymaktadır. Kurutulan bitkilerin harmanı çoğu zaman dövenlerle yapılmaktadır. Özellikle biçimden sonra demetler kurtulur. Demetler yağmura maruz kalmamalıdır. Aksi takdirde meyvelerin rengi koyulaşır. Böylece kalite düşer.

Kurutma suni koşullarda da yapılabilir. Ancak bu takdirde kurutma sıcaklığının 35-40 oC'nin üstüne çıkmaması gerekmektedir.

Verim: Anasonda verim bölge ekolojik koşullarına, yetiştirme tekniğine ve kullanılan çeşide gore büyük değişim göstermektedir. Bornova koşullarında İspanya, Çeşme ve Isparta kökenli anasonların Kasım, Şubat ve Mart aylarındaki ekimlerinde en yüksek verim Şubat ekiminden elde edilmiş bulunmaktadır.


Tüketim
Kullanılan bitki Kısmı: Fructus Anisi


İçerdiği müessir Madde: Anason meyvesi uçucu yağ içermektedir. Bunun oranı % 1.5-3 içinde değişmektedir. En düşük uçucu yağ oranının % 2 olması istenir. Uçucu yağın en önemli maddesi Trans-anethol'dur. Bu uçucu yağın % 80-90'ını oluşturur. Anasonun kendine özgü kokusu ve tatlımsı tadı bu maddeden ileri gelmektedir. Anasona kokusunu veren sadece tadı tatlımsı olmayan diğer bir madde de Menthlychavicol-ısoanethol'dur.


Kullanımı : Anason midevi, karminatif, iştah açıcı ve koku verici etkilere sahiptir. Karminatif etkisi mide ve bağlarırsaklarda fermantasyona engel olmasından ileri gelmektedir. Ayrıca anason bazı içkilerin hazırlanmasında da kullanılmaktadır.




Ardıç Yetiştiriciliği


Yer Elması Nasıl Yetiştirilir, Nereye ve Nasıl Dikilir, Tohumu Var mı?



Yer elması ekonomik açıdan fazla değeri olmayan bir sebzedir. Ülkemizdeki ekim alanı yıldan yıla değişmekte olup ortalama 20-30 hektarlık bir alanda yetiştiricilik yapılmaktadır. Yer elması yetiştiriciliği için özel bir yer ayrılmaz. Bahçenin bir köşesinde veya arazinin sınır kısımlarında, sınır bitkisi olarak yetiştirilir. Son yıllarda yapılan analizlerde yer elması yumrularının büyük oranda inülin adlı madde ile meyve şekeri (glikoz) içermesi nedeniyle tatlı ve lezzetli olduğu, nişasta içermediği için kalori değeri düşük olduğu bildirilmiştir. Bu özelliğinden dolayı son yıllarda yer elmasına ilgi artmış ve tarla tarımı şeklinde de üretimine başlanmasına niçin olmuştur.  Yer elmasının verim ve kalitesi toprakta kaldığı süreye bağlı olarak değişmiş olur. Toprakta ne kadar uzun süre kalırsa tadı ve kalitesi istenilen düzeye ulaşır. Kuru madde oranı % 20-30 arasında değişir.

Yer elması kabuk rengine bakılırsa kırmızı ve sarı kabuklu olarak iki gruba ayrılır. Kırmızı kabuklu olanların yumruları girintili ve çıkıntılı olup şekilsizdir. Yumruları çoğu zaman minik olup sanayide veya hayvan yemi olarak kullanılır. Sarı kabuklu olan yer elması ise daha çok yemeklik olarak kullanılır. Yumrular patatese benzer, oldukca iri ve muntazam şekillidir.

Morfolojik Özellikleri

Toprak altında kalan yumrular yada üretim için toprağa atılan yumrular üzerinde gözler bulunur (Şekil 1). Bu gözlerden kök ve sürgünler meydana gelir. Yumru üzerinden çıkan kökler yanlara ve derinlemesine büyür. Köklerin yüzde 70-80'i toprağın 20-30 cm derinliğinde bulunur. Toprak altındaki köklerin uç kısımları şişkinleşerek oluşan yumruların sayıları ve büyüklükleri bitkinin beslenme durumuna göre değişir. Bir yumrudan gelişen bitkilerde 10-30 tane içinde yumru oluşturabilir, yumru sayısı arttıkça yumrunun büyüklüğü azalır.

Yumrular 10-200 gr içinde değişen ağırlığa haizdir. Averaj yumru ağırlığı 50-100 gr arasında değişir. Yumruların şekli başlangıçta yuvarlak ve düzgündür. Daha çok muntazam şekilli yumrular yanında kırışık, boğumlu ve muntazam olmayan yumrular meydana gelebilir. Yumruların köke bağlandığı sap kısmı (ggrup bağı) incedir, diğer ucu (taç) kalınlaşarak bir topaç şeklini alır. Yumru üzerinde sayısı değişen gelişme noktaları (sürgün ucu) vardır. Yumrunun dış kabuk rengi kırmızı, sarı, beyaz olabilir. Et rengi ise beyaz ve kirli beyazdır.

Yer elması yumruları toprağa tek tek atılmışsa sürgün sayısı her yumru için 2-3 arasında değişmiş olur. Kendi kendine bırakılmış yerlerde ise çok sayıda sürgün meydana gelir. Ocak şeklinde üretim yapılıyorsa her ocakta 10-30 içinde sürgün bulunabilir. Gövde irileştikçe dip kısımları ayçiçeği sapı benzer biçimde sertleşir ve yarı odunsu bir yapı kazanır. Beden belli bir boya vardığında dallanır. Her dalın ucunda çiçek tomurcukları meydana gelir (Şekil 2). Çiçeklerin oluşması ile nebat boyu uzaması durur. Bitkilerin boy uzunluğu 2-2.5 metre içinde değişmiş olur (Şekil 3). Gövdenin çapı ise 1-4 cm arasındadır. Gövdenin üzeri tüylü yapıdadır.

Yapraklar tek tek ve kısa bir sapla gövdeye bağlanır. Yaprakları ayçiçeği yapraklarına benzer ve parçasızdır. Yaprakların sap ve uç kısmı dar, orta kısmı ise geniştir. Yaprak kenarları dişlidir. Yaprak rengi yeşil olup üzerleri tüylüdür. Yer elmasının çiçekleri şovşli, büyük ve sarı renklidir. Her dalın ucunda tek bir çiçek tablasında çok sayıda çiçek oluşur. Çiçeklerinin gosterişli olması nedeniyle bazı yörelerimizde ev bahçelerinde süs bitkisi olarak da kullanılırlar. Çiçeklenme Temmuz ayında adım atar, Eylül sonuna kadar devam eder. Çiçekler 1-5 cm büyüklüğünde olup ayçiçeği çiçeğine çok benzer. Çiçeklerde tohum oluşumu fazla görülmez. Toprak altında oluşan yumrularla üretim yapıldığından tohumla üretim yapılmaz. 

Toprak altında oluşan tohumluk yumrular hasat edildikten sonrasında, yetiştirme dönemine kadar depolarda saklanır. Çevre şartları elverişli hale vardığında yumrular toprağa dikilerek üretim yapılır. Bir yıl önce meydana gelen toprak altındaki yumrular sökülmezse ekolojik koşullar elverişli hale ulaştığında yumrular üzerindeki sürgünler gelişerek yeni bitkiler oluşturur.

Yetiştirilme İstekleri

Yer elması sıcaklık isteği bakımından geniş bir adaptasyon kabiliyetine sahiptir. Bundan dolayı dünya üzerinde geniş bir alanda yetiştirilebilmektedir. Nebat gelişimi için optimum sıcaklık isteği 20-25°C'dir. Bitkinin toprak üstü kısımları 0°C'de donar. Toprak altındaki yumruları ise eksi 15-20°C'deki sıcaklıkları dahi donmadan atlatabilirler. Gün uzunluğu bakımından nör sayılır. Gün uzunluğunun arttığı yerlerde bitki gelişimi daha güzel ve verim daha yüksektir. Kısa vegetasyon devresi olan yerlerde bitki boyu kısa kalır. Bu durumda toprak altındaki yumruların miktarı ve büyüklüğü çok düşer. 

Toprak isteği bakımından kısmen seçicidir. Ağır ve killi topraklardan hoşlanmaz. Bu tip topraklarda yumrular düzgün gelişmez ve minik kalır. Hafif bünyeli topraklarda yumrular düzgün şekilli ve iri olur. Yetiştiricilik için kumlu tınlı ve tınlı topraklar tercih edilmelidir. Toprakta organik maddenin yüksek olması verim ve kaliteyi pozitif yönde yönde etkisinde bırakır.

Yetiştirilme Şekli

Yer elması yetiştirilecek toprak gübrelenip, pullukla derince sürülür. Tohumluk yumrular Mart ayı içinde ocak usulü yada sıravari olarak toprağın 8-10 santimetre derinliğine dikilir. Pratikte tohumluk olarak 30-50 g. Ağırlıktaki küçük yumrular tercih edilir. Sıra usulu yetiştiricilikte 70 cm aralıklarla 8-10 cm derinlikte çiziler açılır. Bu çizilere 25-30 cm. Sıra üzeri mesafelerle yer elması yumruları dikilir ve daha sonrasında bu yumruların üzeri tavlı toprakla kapatılır. İki hafta sonrasında yumrular sürgün meydana getirirler ve sürgünler toprak yüzeyinde görülmeye başlar. Dekara yaklaşık 30-50 gr ağırlıkta olan 100 kilogram tohumluk yer elması kullanılır.

Gelişme dönemi boyunca 3-4 defa çapa işlemi yapılır. Sürgünler yeterli boya aldıklarında son çapa ile birlikte boğazca doldurma yapılır. Bitkinin gelişme durumuna ve toprak yapısına nazaran kaymak kırma, havalandırma ve yabancı ot temizliği tertipli olarak aksatılmadan yapılmalıdır. Yer elması suyu seven bir nebat olarak bilinir. Ancak fazla rutubetli topraklardan hoşlanmaz. Toprakta suyun fazla olması ve toprağın devamlı ıslak olması yumruların çürümesine ve hastalanmasına neden olur. Yer elması sıra usulü yetiştiriliyorsa su karıklara verilir. Ocak usulü yetiştiricilikte ise yağmurlama yada salma şeklinde su verilir.

Yer elması yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlılar ile ilgili fazla informasyon bulunmamaktadır. Ancak danaburnu, köstebek ve fare şeklinde zararı olanlar yumrularda önemli zararlara neden olur. Bu zararı dokunanlara karşı düzenli ve planlı bir mücadele yapılmalıdır.

Olgunluk, Hasat ve Depolama

Yer elması bitkileri Temmuz ve Eylül aylarında çok şovşli sarı çiçekler açar. Ekim ayından itibaren bitkinin çiçek ve diğer toprak üstü dal ve yaprakları kurumaya adım atar. Ekim ayı adım atarında hasada başlanabilir. Hasada başlamadan önce bir kaç ocak açılarak yumruların olgunluk durumuna bakılır. Yumrular hasat olgunluğuna gelmiş ise hasada karar verilir. Yumruları erken hasat etmek kaliteyi düşürür. Yumrular ne kadar uzun süre toprakta kalırsa kalite o denli artar, tat ve aroma en yüksek seviyeye çıkar.

Hasat olgunluğuna gelmiş yumruların toprak üstü kısımları tamamen temizlendikten sonrasında, yumrular ufak işletmelerde elle çapa yada bel kullanarak büyük işletmelerde ise pullukla yada patates hasat makineleri ile hasat edilir. Hasat edilen yumrular havuzlarda iyice yıkanır ve temizlenir. Daha sonrasında yumrular havadar bir yerde kurutulurlar ve büyüklüklerine göre boylanarak 10-15 kg'lık kasalarda veya 5-10 kg'lık plastik torbalarda pazara arzedilirler.

Yer elması adi depolarda 8-10°C sıcaklıkta ve yüzde 60-80 nemde 2-3 ay muhafaza edilebilir. Kontrollü koşullarda soğuk hava depolarında ise 1-2°C sıcaklıkta ve yüzde 70-75 nemde 4-6 aya kadar saklanabilir. En basit gizleme yöntemi yumruların sökülmeden toprakta bırakılmasıdır. Don tehlikesi olmayan yörelerde toprakta gizleme yöntemi uygulanır. Yetiştirme ve bakım şartlarına bağlı olarak iyi vasıflı tohumluk kullanılırsa dekardan averaj 2000-2500 kg yer elması yumrusu hasat edilebilir.
Hasat olgunluğuna gelmiş yumruların toprak üstü kısımları tamamen temizlendikten sonrasında, yumrular küçük işletmelerde elle çapa yada bel kullanarak büyük işletmelerde ise pullukla yada patates hasat makineleri ile hasat edilir. Hasat edilen yumrular havuzlarda iyice yıkanır ve temizlenir. Daha sonra yumrular havadar bir yerde kurutulurlar ve büyüklüklerine gore boylanarak 10-15 kilogram'lık kasalarda veya 5-10 kilo'lık plastik torbalarda pazara arzedilirler.

Yer elması adi depolarda 8-10°C sıcaklıkta ve yüzde 60-80 nemde 2-3 ay muhafaza edilebilir. Kontrollü koşullarda soğuk hava depolarında ise 1-2°C sıcaklıkta ve yüzde 70-75 nemde 4-6 aya kadar saklanabilir. En rahat gizleme yöntemi yumruların sökülmeden toprakta bırakılmasıdır. Don tehlikesi olmayan yörelerde toprakta saklama yöntemi uygulanır. Yetiştirme ve bakım şartlarına bağlı olarak iyi vasıflı tohumluk kullanılırsa dekardan ortalama 2000-2500 kilo yer elması yumrusu hasat edilebilir.



Anason nasıl yetiştirilir?


Fesleğen (Reyhan) Yetiştirmenin Püf Noktaları



Fesleğeni Hangi Işık Yoğunluğunda Yetiştirelim?

Fesleğen, ışık seven bir bitkidir. Bundan dolayı fesleğen yetiştirmek için güneşi bolca bir noktayı tercih etmek olumlu geri dönüş almanızı sağlar. En az 4 saat güneş almalıdır. 

Fesleğen Yetiştirmek İçin Hangi Toprağı Seçelim?

Fesleğen yetiştirirken karşılaşılabilecek en büyük problem, mantardır. Mantar ile mücadelede fesleğeni yetiştireceğiniz toprak seçimi önemlidir. Fesleğeni kompost yöntemi ile hazırlanmış doğal humusla karıştırmak ve toprağı bu şekilde varlıklı hale getirmek gerekir. Fesleğen kökleri su içinde kalmayı sevmezler bu yüzden toprağın geçirgen olması, doğru drenaj sağlaması önemlidir. Malçlama gerekli değildir ama olursa da iyi olur.

Fesleğeni Nerede Yetiştirelim?

Fesleğeni yetiştireceğiniz konumda güneşin öneminden yazımın başlangıcında söz etmiştim. Buna ek olarak fesleğeni rüzgar ve soğuktan korumaya dikkat edin. Ekim esnasında her bir fidenin arasında 20 santimetre boşluk bırakın, boşluklar havanın iyi devir daim olmasını ve fidenizin oksijeni iyi alarak daha gür büyümesini sağlar. Fesleğeni bahçenize ekebileceğiniz şeklinde saksıda da üretebilirsiniz.

Bunu Biliyor muydunuz?

Fesleğenin naturel bir sinek ve sivrisinek savar olduğuna inanılır. Pencere önleri, kapı, balkon ve terasınızın çeşitli noktalarına fesleğen ekilmiş saksılar yerleştirerek hem güzel bir görünüm elde edebilir bununla beraber sinek türleri ile mücadele edebilirsiniz. Ek olarak barbekü veya mangal esnasında ateşe birkaç fesleğen yaprağı atmak da zararı olanları uzaklaştırmanıza destek verir.

Fesleğeni nasıl Sulayalım?

Haftada bir defa iyice sulamak kafi olacaktır. Fesleğen çok su seven bir bitki değildir fakat bu demek değil ki kuraklığı sever bundan dolayı haftada bir sularken derinlemesine sulama icra ettiğinızdan emin olun. Yazın yoğun sıcaklarında bu haftalık periodu haftada iki-üçe çıkarmak ideal olacaktır. (püf noktası: toprağın yüzeyi kuruduğunda sulayın) Eğer fesleğeniniz sararmaya başlarsa bu fazla sulama işaretidir. Kurumaya başlaması ise azca su verdiğinizi gösterir. Fesleğenin yapraklarını sulamayın, bitkinin dibinden doğru su verin. 

Fesleğeni Nereye Ekelim?

Fesleğen, saksı ve konteynerların (toprak alaşımlı olmayan kaplar)  içinde oldukça güzel büyür. Saksınız için seçeceğiniz toprağın humusla zenginleştirilmiş olması önemlidir. Toprağın drenajı önemli olduğundan saksının en alt kısmına çakıl taşları koymak önemlidir. Çakıl taşlarının yerine Antep fıstığı kabuğu, ceviz kabuğu gibi kabuklu yemişlerin sert kabuklarını da koyabilirsiniz. Arkasından humuslu toprağı ilave edin ve ekim işlemini tamamlayın. Ihmal etmeyin, konteyner içindeki toprak her zaman daha çabuk kurur. Bundan dolayı sulamayı daha titizlikle takip etmelisiniz.

İç Mekanda Fesleğen Yetiştirmenin İncelikleri

Kök çeliklerini sezonun ilk donu yaşanmadan evvelinde bir makas yardımıyla kesin ve suya batırın. Averaj 7 gün içinde köklenmeye başlayacaktır. İç mekanda da fesleğenleri tıpkı dış mekan yetiştiriciliğinde olduğu gibi saksılara ekerek de üretebilirsiniz. İç mekanda fesleğeniniz için seçeceğiniz noktanın iyi güneş aldığından ve soğuktan korunduğundan kesin olun. Fesleğen tek başına ekilebileceği benzer biçimde öteki otlarla da uyumludur. Bundan dolayı içinde fesleğen de olan bir kompozisyonla farklı otları bir arada yetiştirebileceğiniz mutfak bahçenizi tasarlayabilirsiniz. 

Fesleğen Yetiştirmenin Püf Noktaları
Gür Fesleğen Fideleri İçin; Fesleğenin boyu 10-15 santimetre.’ye ulaştığında daha gün olması için makasla kesin. (Fesleğen, nane, maydanoz gibi otları koparmak yerine keserek budamak sonraki mahsüllerin daha hızlı ve gür çıkmasını sağlar. ) 
Öncelikle üst yaprakları kesin, bu tertipli büyüme sağlamanın en etkili yoludur.
Fesleğenin lezzetinin gelişmesi için hafta bir kesme işlemini yapın. 
Domates ve fesleğenleri bir arada yetiştirirseniz aromalarının birbirinden etkilenerek daha lezzetli ürünler elde etmenize yardımcı olabileceği söyleniyor.
Fesleğen yetiştirirken karşılaşılabilecek problemler ve çözüm önerileri: Eğer fesleğeninizin yaprakları sararıyor veya pastel bir görünüm alıyorsa o vakit fesleğeniniz yeterli nitrojen almıyor olabilir. Eğer böyle bir sorunla karşılaştıysanız ayda bir kez ek takviye yapın. Özellikle iç mekanda fesleğen yetiştirirken bu önem kazanan bir teferruattır. Gerekli olmadıkça gübrelemeyin. Çok fazla gübre vermek fesleğenin keyfinı bozacaktır. Eğer fazla sulama yapıyorsanız bu da yaprakların rengini etkileyecek ve sararmalarına neden olacaktır.